ahzap suresi fazileti ve sırları
İnsanSuresi’nin Fazilet ve Sırları. *Resulullah (Sallallahü Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Her kim İnsan suresini (vird olarak) okursa, onun Allah katındaki mükafatı cennet ve ipektir." *70 defa okuyan kimse, kötü ahlaktan kurtulur. Allah Dostlarının zümresine nail olur, manevi yönden yükselir. *Kaza ve belalardan korunmak
0112.2020 17:20 - Güncelleme: 01.12.2020 18:01. 7 Ayet vardır ki gök yere inse bunu okuyan kurtulur. Peki bu 7 ayetler hangileridir? 7 ayet okumanın fazileti, kaç kere okunmalı, 7
Nasrsuresi Arapça ve Türkçe okunuşu, yazılışı, anlamı, fazileti, sırları ve dinle seçeneği hakkında bilgiler haberimizde. Kur'an-ı Kerim'in yüz onuncu suresi olan Nasr suresi
AhzapSuresinin Sırrı Havası ve Faziletleri AHZAP süresini, kırk bir kere oku yanın işi ticaret ve kazancı bol olur,Hak Teala bütün müşküllerini kolaylaştır ve kendisine bereketini ihsan buyurur. Nasip ve kısmetin açılması için her gün 7 defa okunur..7 gün
AhzâbSûresi | Feyzü'l-Furkân. 33. Ahzâb Sûresi. Medine döneminde nâzil olmuştur. 73 âyettir. Ahzâb, hizb kelimesinin çoğuludur. Hizb topluluk, grup, parti anlamlarına gelir. Burada, 9. âyette müslümanlara karşı savaşmak için birleşen müşrik Arap kabileleri kastedilmektedir. Sûreye ad olan bu kelime, 20 ve 22
my heart will go on piano chords. Resulullah Sallallahü Alehi ve Sellem buyurdu ki "Her kim Ahzab suresini okursa ve ailesine ve emri altındakilere öğretirse, Allah’ü Teala o kişiyi kabir azabından korur."1Bu Sure hakkında Rivayet Edildi kiAhzab suresini okuyanlar, melekler tarafından çok şükreden kimseler olarak’ ve kısmetin açılması için 7 defa kim Ahzab Suresinin 45-48. ayetlerini yazar ve bir suyun içine koyar ve bu ayetleri yed gün kuşluk namazından sonra sürekli tekrarlar ve o bu sudan yüzüne serperse, insanlar arasında sevilip ayılır ve iyi bir etki şikayeti olan kişi, yatağa gireceği zaman Ahzab suresinin 56. ayetini Besmele ile okuyup dua etmelidir.
Kuran-ı Kerim’in 46. suresi olan Ahkaf Suresi, Mekke’de nazil olmuştur ve 35 ayettir. Ahkaf Suresi Anlamı, Arapça-Türkçe okunuşu ve Diyanet Meali ve FaziletiAhkaf Suresi, Mekke döneminde inmiştir. 35 âyettir. Sûre, adını 21. âyette geçen “Ahkâf” kelimesinden almıştır. Ahkâf, sûrede sözü edilen “Âd” kavminin yaşadığı Yemen’de bir bölgenin adı olup, uzun ve kıvrımlı kum yığınları Sure Ahkaf Suresi Hakkında BilgiAhkaf kelime anlamı olarak “kum yığını” anlamına gelmektedir. Bu kelime ile kum tepelerinin kastedildiği Âd kavminin yerleşim bölgesinin adı olduğu söylenmekle beraber, 21. ayette geçtiği gibi, Hud aleyhisselamın kum tepesi üzerine çıkarak kavmini uyarmasından bahsediliyor da olabilir. Toplam 35 ayetten oluşan sure, Mekke’de, Câsiye suresinden sonra inmiştir. 10, 11 ve 35. ayetlerinin Medine’de indiği rivayeti bulunmaktadır. Ahkaf suresi, mushaftaki resmi sırası itibarıyla 46., iniş sırasına göre ise 66. Allah’ın yaratması, Putperestlik, Müşriklerin peygamberimize karşı tutumları, Peygamberlik kurumu, Anne ve babaya iyilik, Âd kıssası ve alınacak dersler, Cinlerin peygamberimize iman etmeleri konuları ele birinci 21. âyet-i kerîmede geçen Ahkâf kelimesi sûreye isim olmuştur. Ahkâf, uzun ve yüksek kum yığınları adı geçen Ahkâf, Arabistan’ın güneyinde Umman ile Mehre arasındaki kumluk bölgedir. Bu hususta başka rivâyetler de vardır. Hûd aleyhisselâm, Âd kavminimilletini burada îmâna dâvet etti, çağırdı. Sûrede, Allahü teâlânın birliğinin delilleri, şirkin cenâb-ı Hakk’a ortak koşmanın yanlışlığı bildirilmekte, inananların, Allahü teâlâdan korkarak günahlardan sakınanların büyük mükâfâtlara kavuşacakları müjdelenmekte, mü’minlerin, analarına, babalarına iyi davranmakla mükellef yükümlü oldukları, dünyânın fânî, geçici varlığına ve lezzetlerine kapılmanın uygun olmadığı kavminin kıssası ve Hûd aleyhisselâma inanmamaları, ona karşı gelmeleri netîcesinde acı bir azabla helak oluşları haber verilmekte ve daha başka konular yer almaktadır. Abdullah ibni Abbâs, Senâullah DehlevîKur’ân-ı kerîmde Ahkâf sûresinde şöyle buyurulmuştur“Rabbimiz Allah’tır” deyip de sonra istikâmet üzere bulunanlara evet onlara kıyâmet günü korku yoktur. Onlar ölürken mahzun da olmayacaklardır.” Ahkaf Suresi – Âyet 13Hâlâ şu hakîkati bilmediler mi ki gökleri ve yeri zahmetsiz, yorulmadan yaratan Allahü teâlâ, ölüleri de diriltmeye kâdirdir. Evet O, her şeye elbette kâdirdir, gücü yetendir. Ahkaf Suresi – Âyet 33Habîbim Ülü’l-azm peygamberlerin sabrettikleri gibi sen de sabret! Onlara azâb verilmesi için duâ etmekte acele eyleme. Ahkaf Suresi – Âyet 35Ahkaf Suresi Fazileti ve SırlarıKim Ahkâf sûresini okursa, onun için, dünyâdaki kumların her birine karşılık on sevâb yazılır. Hadîs-i şerîf-Envâr-ut-tenzîl ve Esrârü’t-te’vîlResulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur“Ahkaf Suresini okuyan kişiye, yeryüzündeki tüm kum tanelerinin sayısının on katı kadar sevap verilir, on katı kadar günahı affedilir ve on katı kadar derecesi yükseltilir.”Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri İrşâdü Aklis-Selim, 8/90Bu sureyi yazılıp üzerinde taşırsa, cin ve şeytanların şerrinden korunur. Şayet yattığı yerde bulundurursa, kötü rüya görmekten korunması için şöyle der “Ahkaf suresinin 15. ayetini okuyan kişi, Allah’tan üç şey istemiştir. birincisi, Allah’ın kendisini nimete şükretmeye muvaffak kılması. İkincisi, Allah katında makbul itaat yapmaya muvaffak etmesi. Üçüncüsü, soyu içersinde salih kişiler yaratması. İşte bu, insan mutluluğunun doruk noktasıdır.” Ahkaf Suresinin 15. ayetiYaptığı duanın acilen kabul edilmesini dileyen kişi, duanın kabul olma şartlarını yerine getirdikten sonra ahkaf suresinin 35. ayetini okuyup kalp kırıklığı ve acziyet içersinde dua اللهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِِAhkaf Suresi Arapça, Latin Harfli Okunuşu Ve Türkçe MealiBismillâhirrahmânirrahîmRahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla…حم Hâ Mîm. 1. Ha. الْكِتَابِ مِنَ اللَّهِ الْعَزِيزِ الْحَكِيمِ Tenzîlul kitâbi minallâhi’l-azîzi’l-hakîm. 2. Bu Kitap aziz ve hakîm olan Allah tarafından خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَأَجَلٍ مُّسَمًّى وَالَّذِينَ كَفَرُوا عَمَّا أُنذِرُوا مُعْرِضُونَ Mâ khalagnes-semâvâti ver ardza ve mâ beynehümâ illâ bil-haggi ve ecelinm musemmee[tev] vellezîne keferû ammee ünzirû muğridûn. 3. Gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları biz, şüphesiz yerli yerince ve belli bir süre için yarattık. İnkâr edenler, uyarıldıkları şeylerden yüz أَرَأَيْتُم مَّا تَدْعُونَ مِن دُونِ اللَّهِ أَرُونِي مَاذَا خَلَقُوا مِنَ الْأَرْضِ أَمْ لَهُمْ شِرْكٌ فِي السَّمَاوَاتِ اِئْتُونِي بِكِتَابٍ مِّن قَبْلِ هَذَا أَوْ أَثَارَةٍ مِّنْ عِلْمٍ إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ Gul eraeytüm mâ ted’ûne min dûnilleehi erûnî mâzâ khalagû minel ardzi emlehüm şirkun fi’s-semâvât[i] îtûnî bikitâbinm min gabli heezee ev es*eeratinm min ılmin in küntüm sâdigîn. 4. De ki Söylesenize! Allah’ı bırakıp taptığınız şeyler yeryüzünde ne yaratmışlar; göstersenize bana! Yoksa onların göklere ortaklıkları mı vardır? Eğer doğru söyleyenlerden iseniz, bundan evvel size indirilmiş bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı varsa onu bana أَضَلُّ مِمَّن يَدْعُو مِن دُونِ اللَّهِ مَن لَّا يَسْتَجِيبُ لَهُ إِلَى يَومِ الْقِيَامَةِ وَهُمْ عَن دُعَائِهِمْ غَافِلُونَ Ve men edallü mimmeny yed’û min dûnilleehi menl lâ yestecîbu lehû ilee yevmil gıyeemeti ve hüm an duâihim ğâfilûn. 5. Allah’ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların tapmalarından حُشِرَ النَّاسُ كَانُوا لَهُمْ أَعْدَاء وَكَانُوا بِعِبَادَتِهِمْ كَافِرِينَ Ve izee huşiranneesi keenû lehüm ağdâenv ve keenû biibeedetihim kâfirîn. 6. İnsanlar bir araya toplandıkları zaman müşrikler onlara tapındıklarına düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkâr تُتْلَى عَلَيْهِمْ آيَاتُنَا بَيِّنَاتٍ قَالَ الَّذِينَ كَفَرُوا لِلْحَقِّ لَمَّا جَاءهُمْ هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ Ve izee tütlee aleyhim âyâtünâ beyyinâtin gâlellezîne keferû lilhaggi lemmâ câehüm hâzâ sihrunm mubîn. 7. Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman hakikat kendilerine geldiğinde onu inkâr edenler “Bu, apaçık bir büyüdür.” يَقُولُونَ افْتَرَاهُ قُلْ إِنِ افْتَرَيْتُهُ فَلَا تَمْلِكُونَ لِي مِنَ اللَّهِ شَيْئاً هُوَ أَعْلَمُ بِمَا تُفِيضُونَ فِيهِ كَفَى بِهِ شَهِيداً بَيْنِي وَبَيْنَكُمْ وَهُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ Em yegûlûnefterah[û] gul inifteraytuhû felâ temlikûne lî minallâhi şey’ee[n] hüve ağlemu bimâ tüfîdûne fîh[i] kefâ bihî şehîden beynî ve beyneküm ve hüve’l ğafûrur-rahîm. 8. Yoksa “Onu uydurdu” mu diyorlar? De ki Eğer ben onu uydurmuşsam, Allah tarafından bana gelecek şeyi savmaya gücünüz yetmez. O, sizin Kur’an hakkında yaptığınız taşkınlıkları çok daha iyi bilir. Benimle sizin aranızda şahit olarak O yeter. O, bağışlayan, مَا كُنتُ بِدْعاً مِّنْ الرُّسُلِ وَمَا أَدْرِي مَا يُفْعَلُ بِي وَلَا بِكُمْ إِنْ أَتَّبِعُ إِلَّا مَا يُوحَى إِلَيَّ وَمَا أَنَا إِلَّا نَذِيرٌ مُّبِينٌ Gul mâ küntü bid’anm minerrusuli vemâ edrî mâ yüf’alü bî velâ bikum… in ettebiu illâ mâ yûhâ ileyye vemâ ene illâ nazîrunm mubîn. 9. De ki Ben peygamberlerin ilki değilim. Bana ve size ne yapılacağını da bilmem. Ben sadece bana vahyedilene uyarım. Ben sadece apaçık bir أَرَأَيْتُمْ إِن كَانَ مِنْ عِندِ اللَّهِ وَكَفَرْتُم بِهِ وَشَهِدَ شَاهِدٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ عَلَى مِثْلِهِ فَآمَنَ وَاسْتَكْبَرْتُمْ إِنَّ اللَّهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ Gul eraeytüm in kâne min indillâhi ve kefertüm bihî ve şehide şâhidunm minm benî isrâîle alee mislihî feâmene vestekbertüm… innallâhe lâ yehdil gazmez-zâlimîn. 10. De ki Hiç düşündünüz mü; şayet bu, Allah katından ise ve siz onu inkâr etmişseniz, İsrailoğullarından bir şahit de bunun benzerini görüp inandığı halde siz yine de büyüklük taslamışsanız haksızlık etmiş olmaz mısınız? Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu doğru yola الَّذِينَ كَفَرُوا لِلَّذِينَ آمَنُوا لَوْ كَانَ خَيْراً مَّا سَبَقُونَا إِلَيْهِ وَإِذْ لَمْ يَهْتَدُوا بِهِ فَسَيَقُولُونَ هَذَا إِفْكٌ قَدِيمٌ Ve gâlellezîne keferû lillezîne âmenû lev kâne khayranm mâ sebegûnâ ielyh[i] ve izlemyehtedû bihî feseyegûlûne hâzâ ifkun gadîm. 11. İnkâr edenler, iman edenler hakkında dediler ki “Bu iş bir hayır olsaydı, onlar bizi geçemezlerdi.” Fakat onlar bununla doğru yola girmek arzusunda olmadıkları için “Bu eski bir yalandır” قَبْلِهِ كِتَابُ مُوسَى إِمَاماً وَرَحْمَةً وَهَذَا كِتَابٌ مُّصَدِّقٌ لِّسَاناً عَرَبِيّاً لِّيُنذِرَ الَّذِينَ ظَلَمُوا وَبُشْرَى لِلْمُحْسِنِينَ Ve min gablihî kitâbu mûsâ imâmenv ve rahmeh[tev] ve hâzâ kitâbunm musaddigunl lisânen arabiyyenl liyunzirallezîne zalemû… ve büşrâ lil muhsinîn. 12. Ondan önce de bir rahmet ve rehber olarak Musa’nın kitabı vardır. Bu Kur’an da, zulmedenleri uyarmak ve iyilik yapanlara müjde olmak üzere Arap lisanıyla indirilmiş, doğrulayıcı bir الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ İnnellezîne gâlû rabbunellâhu sümme’stegâmî felee khavfun aleyhim velâ hüm yahzenûn. 13. “Rabbimiz Allah’tır” deyip sonra da dosdoğru yaşayanlara korku yoktur ve onlar أَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِدِينَ فِيهَا جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ Üleeike eshâbül cenneti khâlidîne fîhee… cezâenm ** bimâ kânû yağmelûn. 14. Onlar cennet ehlidirler. Yapmakta olduklarına karşılık orada ebedî الْإِنسَانَ بِوَالِدَيْهِ إِحْسَاناً حَمَلَتْهُ أُمُّهُ كُرْهاً وَوَضَعَتْهُ كُرْهاً وَحَمْلُهُ وَفِصَالُهُ ثَلَاثُونَ شَهْراً حَتَّى إِذَا بَلَغَ أَشُدَّهُ وَبَلَغَ أَرْبَعِينَ سَنَةً قَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحاً تَرْضَاهُ وَأَصْلِحْ لِي فِي ذُرِّيَّتِي إِنِّي تُبْتُ إِلَيْكَ وَإِنِّي مِنَ الْمُسْلِمِينَ Ve vessaynel insâne bivâlideyhi ihsânee[n] hamelethu ümmuhû kürhenv ve veda athü kürhâ[v] ve hamluhû ve fisâluhû s*elâsûne şehrâ[n] hattâ izâ beleğa eşüddehû ve beleğa erbaîne seneten gâle rabbi erzığnî en eşküra niğmetekelletî en’amte aleyye ve alee vâlideyye ve en ağmele sâihan ve eslihlî fî zürriyyetî… İnnî tübtü ileyke ve innî mine’ Biz insana, ana-babasına iyilik etmesini tavsiye ettik. Annesi onu zahmetle taşıdı ve zahmetle doğurdu. Taşınması ile sütten kesilmesi, otuz ay sürer. Nihayet insan, güçlü çağına erip kırk yaşına varınca der ki Rabbim! Bana ve ana-babama verdiğin nimete şükretmemi ve razı olacağın yararlı iş yapmamı temin et. Benim için de zürriyetim için de iyiliği devam ettir. Ben sana döndüm. Ve elbette ki ben الَّذِينَ نَتَقَبَّلُ عَنْهُمْ أَحْسَنَ مَا عَمِلُوا وَنَتَجاوَزُ عَن سَيِّئَاتِهِمْ فِي أَصْحَابِ الْجَنَّةِ وَعْدَ الصِّدْقِ الَّذِي كَانُوا يُوعَدُونَ Ülâikellezîne netegabbelü anhüm ehsene mâ amilû ve netecâvezü an seyyieetihim fî eshâbil cenneh[ti] vağdes-sıdgillezî kânû yûadûn. 16. İşte, yaptıklarının iyisini kabul edeceğimiz ve günahlarını bağışlayacağımız bu kimseler cennetlikler arasındadırlar. Bu, kendilerine verilen doğru bir قَالَ لِوَالِدَيْهِ أُفٍّ لَّكُمَا أَتَعِدَانِنِي أَنْ أُخْرَجَ وَقَدْ خَلَتْ الْقُرُونُ مِن قَبْلِي وَهُمَا يَسْتَغِيثَانِ اللَّهَ وَيْلَكَ آمِنْ إِنَّ وَعْدَ اللَّهِ حَقٌّ فَيَقُولُ مَا هَذَا إِلَّا أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ Vellezî gâle livâlideyhi uffinl lekümâ eteideninî an ukhrace vegad khaletil gurûnu min gablî ve hümâ yesteğîs*ânillâhe veyleke âmin inne vağdellâhi hagg[un] feyegûlu mâ hâzâ illâ esâtirül evvelîn. 17. Ana ve babasına “Öf be size! Benden önce nice nesiller gelip geçmişken, beni mi tekrar dirilmekle tehdit ediyorsunuz?” diyen kimseye, ana ve babası Allah’ın yardımına sığınarak “Yazıklar olsun sana! İman et. Allah’ın vâdi gerçektir, dedikleri halde o Bu, eskilerin masallarından başka bir şey değildir.” الَّذِينَ حَقَّ عَلَيْهِمُ الْقَوْلُ فِي أُمَمٍ قَدْ خَلَتْ مِن قَبْلِهِم مِّنَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنَّهُمْ كَانُوا خَاسِرِينَ Üleikellezîne hagga aleyhimul gavlü fî ümemin gad khaled min gablihim minel cinni vel ins[i] innehüm kânû khâsirîn. 18. İşte onlar, kendilerinden önce cinlerden ve insanlardan gelip geçmiş topluluklar içinde, haklarında azabın gerçekleştiği kimselerdir. Gerçekten onlar ziyana دَرَجَاتٌ مِّمَّا عَمِلُوا وَلِيُوَفِّيَهُمْ أَعْمَالَهُمْ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ Veliküllin deraceetünm mimmee amilû… Veliyüveffiyehüm ağmeelehüm vehüm lâ yüzlemûn. 19. Herkesin yaptıklarına göre dereceleri vardır. Allah, onlara yaptıklarının karşılığını verir, asla kendilerine haksızlık يُعْرَضُ الَّذِينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِ أَذْهَبْتُمْ طَيِّبَاتِكُمْ فِي حَيَاتِكُمُ الدُّنْيَا وَاسْتَمْتَعْتُم بِهَا فَالْيَوْمَ تُجْزَوْنَ عَذَابَ الْهُونِ بِمَا كُنتُمْ تَسْتَكْبِرُونَ فِي الْأَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنتُمْ تَفْسُقُونَ Ve yevme yüğradüllezîne keferû alen-nâr[i] ezhebtüm tayyibetikum fî hayâtikümüd-dünyâ vestemtağtüm bihee.. Felyevme tüczevne azeebel hûni bimâ küntüm testekbirûne fil ardzi bigayril haggi ve bimâ küntüm İnkâr edenler, ateşe arzolunacakları gün onlara şöyle denir “Dünyadaki hayatınızda bütün güzel şeylerinizi harcadınız, onların zevkini sürdünüz. Bugün ise yeryüzünde haksız yere büyüklük taslamanızdan ve yoldan çıkmanızdan dolayı alçaltıcı bir azap göreceksiniz!”وَاذْكُرْ أَخَا عَادٍ إِذْ أَنذَرَ قَوْمَهُ بِالْأَحْقَافِ وَقَدْ خَلَتْ النُّذُرُ مِن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ أَلَّا تَعْبُدُوا إِلَّا اللَّهَ إِنِّي أَخَافُ عَلَيْكُمْ عَذَابَ يَوْمٍ عَظِيمٍ Vezkur ekhâ âd[in] iz enzere gavmehû bil ehgâfi vegad khaletin-nuzuru minm beyni yedeyhi ve min khalfihî ellee tağbudû illallâh[e] innî ekhâfü aleyküm azeebe yevmin Ad kavminin kardeşini Hûd’u an. Zira o, kendinden önce ve sonra uyarıcıların da gelip geçtiği Ahkaf bölgesindeki kavmine “Allah’tan başkasına kulluk etmeyin. Ben sizin büyük bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum” أَجِئْتَنَا لِتَأْفِكَنَا عَنْ آلِهَتِنَا فَأْتِنَا بِمَا تَعِدُنَا إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ Gâlû eci’tenee lite’fikenee an eelihetinee… Fe’tinee bimâ teidunee in künte mines-sâdigîn. 22. “Sen bizi tanrılarımızdan çevirmek için mi bize geldin? Hadi, doğru söyleyenlerden isen, bizi tehdit ettiğin şeyi başımıza getir” إِنَّمَا الْعِلْمُ عِندَ اللَّهِ وَأُبَلِّغُكُم مَّا أُرْسِلْتُ بِهِ وَلَكِنِّي أَرَاكُمْ قَوْماً تَجْهَلُونَ Gâle inneme’l ilmü indellâh[i] ve übelliğukum mâ ursiltü bihî velâkinnî erâküm gavmen techelûn. 23. Hûd da; “Bilgi ancak Allah’ın katındadır. Ben size, bana gönderilen şeyi duyuruyorum. Fakat sizin cahil bir kavim olduğunuzu görüyorum.” رَأَوْهُ عَارِضاً مُّسْتَقْبِلَ أَوْدِيَتِهِمْ قَالُوا هَذَا عَارِضٌ مُّمْطِرُنَا بَلْ هُوَ مَا اسْتَعْجَلْتُم بِهِ رِيحٌ فِيهَا عَذَابٌ أَلِيمٌ Felemmee raevhü âridanm mustegbile evdiyetihim gâlû hâzâ âridunm mumtirunâ bel hüve mestağceltümbih[î] rîhun fîhâ azeebun elîm. onu, vâdilerine doğru yayılan bir bulut şeklinde görünce Bu bize yağmur yağdıracak yaygın bir buluttur, dediler. Hayır! O, sizin acele gelmesini istediğiniz şeydir. İçinde acı azap bulunan bir rüzgârdır!تُدَمِّرُ كُلَّ شَيْءٍ بِأَمْرِ رَبِّهَا فَأَصْبَحُوا لَا يُرَى إِلَّا مَسَاكِنُهُمْ كَذَلِكَ نَجْزِي الْقَوْمَ الْمُجْرِمِينَ Tüdemmirü külle şey’inm biemri rabbihee feesbahû lâ yurâ illâ mesekinuhum… Kezeelike neczil gavmel mücrimîn. 25. O rüzgâr, Rabbinin emriyle her şeyi yıkar, mahveder. Nitekim o kasırga gelince onların evlerinden başka bir şey görülmez oldu. İşte biz suç işleyen toplumu böyle مَكَّنَّاهُمْ فِيمَا إِن مَّكَّنَّاكُمْ فِيهِ وَجَعَلْنَا لَهُمْ سَمْعاً وَأَبْصَاراً وَأَفْئِدَةً فَمَا أَغْنَى عَنْهُمْ سَمْعُهُمْ وَلَا أَبْصَارُهُمْ وَلَا أَفْئِدَتُهُم مِّن شَيْءٍ إِذْ كَانُوا يَجْحَدُونَ بِآيَاتِ اللَّهِ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُون Velegad mekkennâhüm fîmâ inm mekkennâhüm fîhi vecealneelehüm sem’anv ve ebsâranv ve ef’idehten femâ ağnee anhüm sem’uhum velâ ebsâruhum velâ ef’idetühüm min şey’in iz kânû yechedûne biâyâtillâhi ve hâga bihim mâ kânû bihî yestehziûn. 26. Andolsun ki, onlara da size vermediğimiz kudret ve serveti vermiştik. Kendilerine kulaklar, gözler ve kalpler vermiştik. Fakat kulakları, gözleri ve kalpleri kendilerine bir fayda sağlamadı. Zira bile bile Allah’ın âyetlerini inkâr ediyorlardı. Alay edip durdukları şey, kendilerini أَهْلَكْنَا مَا حَوْلَكُم مِّنَ الْقُرَى وَصَرَّفْنَا الْآيَاتِ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ Velegad ehleknâ mâ havleküm minel gurâ ve sarrefnel âyâti leallehüm yerciûn. 27. Andolsun biz, çevrenizdeki memleketleri de yok ettik. Belki doğru yola dönerler diye âyetleri tekrar tekrar نَصَرَهُمُ الَّذِينَ اتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ قُرْبَاناً آلِهَةً بَلْ ضَلُّوا عَنْهُمْ وَذَلِكَ إِفْكُهُمْ وَمَا كَانُوا يَفْتَرُونَ Felevlee nasarahümüllezîne’t-tekhazû min dûnillâhi gurbânen eeliheh[ten] bel dallü anhüm… Ve zâlike ifkuhum ve mâ kânû yefterûn. 28. Allah’tan başka kendilerine yakınlık sağlamak için tanrı edindikleri şeyler, kendilerine yardım etselerdi ya! Hayır, onları bırakıp gittiler. Bu onların yalanı ve uydurup durdukları صَرَفْنَا إِلَيْكَ نَفَراً مِّنَ الْجِنِّ يَسْتَمِعُونَ الْقُرْآنَ فَلَمَّا حَضَرُوهُ قَالُوا أَنصِتُوا فَلَمَّا قُضِيَ وَلَّوْا إِلَى قَوْمِهِم مُّنذِرِينَ Veiz sarafnâ ileyke neferanm minel cinni yestemiûne’l gur’ân[e] felemmee hadaruhû gâlû ensitû… Felemmee gudiye vellev ilee gavmihim munzirîn. 29. Hani cinlerden bir gurubu, Kur’an’ı dinlemeleri için sana yöneltmiştik. Kur’an’ı dinlemeye hazır olunca birbirlerine “Susun” demişler, Kur’an’ın okunması bitince uyarıcılar olarak kavimlerine يَا قَوْمَنَا إِنَّا سَمِعْنَا كِتَاباً أُنزِلَ مِن بَعْدِ مُوسَى مُصَدِّقاً لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ يَهْدِي إِلَى الْحَقِّ وَإِلَى طَرِيقٍ مُّسْتَقِيمٍ Gâlû yâ gavmenâ innâ semiğnâ kitâben ünzile minm bağdi mûsee musaddiganl limee beyne yedeyhi yehdî ilel haggi ve ilâ târiginm mustagîm. 30. Ey kavmimiz! dediler, doğrusu biz Musa’dan sonra indirilen, kendinden öncekini doğrulayan, hakka ve doğru yola ileten bir kitap قَوْمَنَا أَجِيبُوا دَاعِيَ اللَّهِ وَآمِنُوا بِهِ يَغْفِرْ لَكُم مِّن ذُنُوبِكُمْ وَيُجِرْكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ Yâ gavmenâ ecîbû deiyellâhu ve eeminû bihî yağfirleküm min zunûbikum ve yucirkum min azeebin elîm. 31. Ey kavmimiz! Allah’ın davetçisine uyun. Ona iman edin ki Allah da sizin günahlarınızı kısmen bağışlasın ve sizi acı bir azaptan korusun..وَمَن لَّا يُجِبْ دَاعِيَ اللَّهِ فَلَيْسَ بِمُعْجِزٍ فِي الْأَرْضِ وَلَيْسَ لَهُ مِن دُونِهِ أَولِيَاء أُوْلَئِكَ فِي ضَلَالٍ مُّبِينٍ Ve menl lâ yücib deiyellâhu feleyse bimuğcizin fil ardzi ve leyse lehû min dûnihî evliya'[ü] Uleeike fî dalâlinm mubîn. 32. Allah’ın dâvetçisine uymayan kimse yeryüzünde Allah’ı âciz bırakacak değildir. Kendisi için Allah’tan başka dostlar da bulunmaz. İşte onlar, apaçık bir sapıklık يَرَوْا أَنَّ اللَّهَ الَّذِي خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَلَمْ يَعْيَ بِخَلْقِهِنَّ بِقَادِرٍ عَلَى أَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتَى بَلَى إِنَّهُ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ Evelem yerav ennallâhellezî khalaga’s-semâvâti ve’l ardzi velem yağye bi khalgihinne bi gâdirin alee eny yuhyiye’l mevtee… Belâ, innehû alee külli şey’in gadîr. 33. Gökleri ve yeri yaratan, bunları yaratmakla yorulmayan Allah’ın, ölüleri diriltmeye de gücünün yeteceğini düşünmezler mi? Evet O, her şeye يُعْرَضُ الَّذِينَ كَفَرُوا عَلَى النَّارِ أَلَيْسَ هَذَا بِالْحَقِّ قَالُوا بَلَى وَرَبِّنَا قَالَ فَذُوقُوا الْعَذَابَ بِمَا كُنتُمْ تَكْفُرُونَ Ve yevme yuğradüllezîne keferû alen-nâr[i] eleyse hâzâ bi’l-hagg[i] gâlû belâ ve rabbinâ… Gâle fezûgul azeeb, bimâ küntüm tekfurûn. 34. İnkâr edenlere, ateşe sunulacakları gün Nasıl, bu gerçek değil miymiş? denildiğinde Evet, Rabbimize andolsun ki gerçekmiş, derler. Allah Öyleyse inkâr etmenizden dolayı azabı tadın! كَمَا صَبَرَ أُوْلُوا الْعَزْمِ مِنَ الرُّسُلِ وَلَا تَسْتَعْجِل لَّهُمْ كَأَنَّهُمْ يَوْمَ يَرَوْنَ مَا يُوعَدُونَ لَمْ يَلْبَثُوا إِلَّا سَاعَةً مِّن نَّهَارٍ بَلَاغٌ فَهَلْ يُهْلَكُ إِلَّا الْقَوْمُ الْفَاسِقُونَ Fasbir kemâ sabera ulul azmi minerrusuli ve lâ testağcillehum… Keennehüm yevme yeravne mâ yûadûne lem yelbes*û illâ seeatenm minnehâr[in] fehel yühlekü illel gavmül fâsigûn. 35. O halde Resûlum, peygamberlerden azim sahibi olanların sabrettiği gibi sen de sabret. Onlar hakkında acele etme, onlar vâdedildikleri azabı gördükleri gün sanki dünyada sadece gündüzün bir saati kadar kaldıklarını sanırlar. Bu, bir tebliğdir. Yoldan çıkmış topluluklardan başkası helâk edilir mi hiç!Kuran-ı Kerim Sıralı Tüm Sureler ListesiKuran-ı Kerim Hakkında BilgiKur’ân-ı Kerim Nüzul İniş Sırasına göre SurelerFatiha SuresiBakara SuresiBakara Suresi FaziletleriYasin suresiKısa Namaz Sureleri
33/AHZÂB-1 Yâ eyyuhen nebiyyuttekillâhe ve lâ tutıil kâfirîne vel munâfikînmunâfikîne, innallâhe kâne alîmen hakîmâhakîmen1. Ey Peygamber! Allah'a karşı gelmekten sakın. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir. 33/AHZÂB-2 Vettebi' mâ yûhâ ileyke min rabbikrabbike, innallâhe kâne bimâ ta'melûne habîrâhabîren2. Rabbinden sana vahyolunana uy. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır. 33/AHZÂB-3 Ve tevekkel alâllâhalâllâhi ve kefâ billâhi vekîlâvekîlen3. Allah'a tevekkül et, vekil olarak Allah yeter. 33/AHZÂB-4 Mâ cealallâhu li raculin min kalbeyni fî cevfihcevfihî, ve mâ ceale ezvâcekumullâî tuzâhırûne min hunne ummehâtikum, ve mâ ceale ed'ıyâekum ebnâekum, zâlikum kavlukum bi efvâhikum, vallâhu yekûlul hakka ve huve yehdîs sebîlsebîle4. Allah, hiçbir adamın içine iki kalp koymamıştır. Kendilerine zıhâryaptığınız eşlerinizi de anneleriniz yapmamıştır. Yine evlatlıklarınızı da öz çocuklarınız gibi kılmamıştır. Bu, sizin ağızlarınızla söylediğiniz fakat gerçekliği olmayan sözünüzdür. Allah ise gerçeği söyler ve doğru yola iletir. 33/AHZÂB-5 Ud'ûhum li âbâihim huve aksatu indallâhindallâhi, fe in lem ta'lemû âbâehum fe ıhvânukum fîd dîni ve mevâlîkum, ve leyse aleykum cunâhun fîmâ ahta'tum bihî ve lâkin mâ taammedet kulûbukum, ve kânallâhu gafûren rahîmârahîmen5. Onları babalarına nispet ederek çağırın. Bu, Allah katında daha doğru ve adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar sizin din kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata ile yaptığınız bir işte size hiçbir günah yoktur. Fakat kasten yaptığınız şeylerde size günah vardır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 33/AHZÂB-6 En nebiyyu evlâ bil mu'minîne min enfusihim ve ezvâcuhu ummehâtuhum, ve ûlûl erhâmi ba'duhum evlâ bi ba'dın fî kitâbillâhi minel mu'minîne vel muhâcirîne illâ en tef'alû ilâ evliyâikum ma'rûfâma'rûfen, kâne zâlike fîl kitâbi mestûramestûren6. Peygamber, mü'minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü'minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah'ın Kitab'ına göre, miras konusunda birbirleri için diğer mü'minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu hüküm Kitap'ta yazılıdır. 33/AHZÂB-7 Ve iz ehaznâ minen nebîyyîne mîsâkahum ve minke ve min nûhın ve ibrâhîme ve mûsâ ve îsebni meryeme ve ehaznâ minhum mîsâkan galîzâgalîzan7. Hani biz peygamberlerden sağlam söz almıştık. Senden, Nûh'tan, İbrahim, Mûsâ ve Meryem oğlu İsa'dan da. Evet biz, onlardan sapa sağlam bir söz almıştık. 33/AHZÂB-8 Li yes'eles sâdikîne an sıdkıhim, ve eadde lil kâfirîne azâben elîmâelîmen8. Allah, bunu doğru kimseleri doğruluklarından hesaba çekmek için yapmıştır. Kâfirlere de elem dolu bir azap hazırlamıştır. 33/AHZÂB-9 Yâ eyyuhellezîne âmenûzkurû ni'metallâhi aleykum iz câetkum cunûdun fe erselnâ aleyhim rîhan ve cunûden lem terevhâ, ve kânallâhu bimâ ta'melûne basîrâbasîren9. Ey iman edenler! Allah'ın size olan nimetini hatırlayın. Hani düşman ordular üzerinize gelmişti de biz onların üzerine bir rüzgâr ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görmektedir. 33/AHZÂB-10 İz câukum min fevkıkum ve min esfele minkum ve iz zâgatil ebsâru ve belegatil kulûbul hanâcire ve tezunnûne billâhiz zunûnâzunûnen10. Hani onlar size hem üst tarafınızdan hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Hani gözler kaymış ve yürekler ağızlara gelmişti. Siz de Allah'a karşı çeşitli zanlarda bulunuyordunuz. 33/AHZÂB-11 Hunâlikebtuliyel mu'minûne ve zulzilû zilzâlen şedîdâşedîden11. İşte orada mü'minler denendiler ve şiddetli bir şekilde sarsıldılar. 33/AHZÂB-12 Ve iz yekûlul munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun mâ vaadenallâhu ve resûluhû illâ gurûrâgurûran12. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık olanlar, "Allah ve Resûlü bize, ancak aldatmak için vaadde bulunmuşlar" diyorlardı. 33/AHZÂB-13 Ve iz kâlet tâifetun minhum yâ ehle yesribe lâ mukâme lekum ferciû, ve yeste'zinu ferîkun minhumun nebiyye yekûlûne inne buyûtenâ avretun ve mâ hiye bi avrehavretin, in yurîdûne illâ firârâfirâran13. Hani onlardan bir grup, "Ey Yesrib Medine halkı! Sizin burada durmak imkânınız yok. Haydi geri dönün" demişti. Onlardan bir başka grup da, "Evlerimiz açık korumasız" diyerek Peygamberden izin istiyorlardı. Oysa evleri açık korumasız değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. 33/AHZÂB-14 Ve lev duhılet aleyhim min aktârihâ summe suilûl fitnete le âtevhâ ve mâ telebbesû bihâ illâ yesîrâyesîran14. Eğer Medine'nin her tarafından üzerlerine gelinse ve orada karışıklık çıkarmaları istenseydi, onu mutlaka yaparlardı; o konuda fazla gecikmezlerdi. 33/AHZÂB-15 Ve lekad kânû âhedûllâhe min kablu lâ yuvellûnel edbâredbâre, ve kâne ahdullâhi mes'ûlâmes'ûlen15. Andolsun ki, onlar, daha önce geri dönüp kaçmayacaklarına dair Allah'a söz vermişlerdi. Allah'a verilen söz ise sorumluluğu gerektirir. 33/AHZÂB-16 Kul len yenfeakumul firâru in ferertum minel mevti evil katli ve izen lâ tumetteûne illâ kalîlâkalîlen16. De ki "Eğer siz ölümden ya da öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçmak size asla fayda vermeyecektir. O takdirde bile hayatın zevklerinden pek az yararlandırılırsınız." 33/AHZÂB-17 Kul men zellezî ya'sımukum minallâhi in erâde bikum sûen ev erâdebikum rahmehrahmeten, ve lâ yecidûne lehum min dûnillâhi veliyyen ve lâ nasîrânasîren17. De ki "Eğer Allah size bir kötülük dilese, sizi Allah'tan koruyacak kimdir? Yahut size bir rahmet dilese, buna engel olacak kimdir?" Onlar kendilerine Allah'tan başka hiçbir dost ve hiçbir yardımcı bulamazlar. 33/AHZÂB-18,19 Kad ya'lemullâhul muavvikîne minkum vel kâilîne li ıhvânihim helumme ileynâ, ve lâ ye'tûnel be'se illâ kalîlâkalîlen. Eşıhhaten aleykum fe izâ câel havfu reeytehum yenzurûne ileyke tedûru a'yunuhum kellezî yugşâ aleyhi minel mevtmevti, fe izâ zehebel havfu selekûkum bi elsinetin hıdâdin eşıhhaten alel hayrhayrı, ulâike lem yu'minû fe ahbetallâhu a'mâlehum, ve kâne zâlike alallâhi yesîrâyesîren18,19. Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az gelirler. Korku geldiğinde ise, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün. Korku gidince de ganimete karşı aşırı düşkünlük göstererek sizi keskin dillerle incitirler. İşte onlar iman etmediler. Allah da onların amellerini boşa çıkardı. Bu, Allah'a kolaydır. 33/AHZÂB-20 Yahsebûnel ahzâbe lem yezhebû, ve in ye'til ahzâbu yeveddû lev ennehum bâdûne fîl a'râbi yes'elûne an enbâikum, ve lev kânû fîkum mâ kâtelû illâ kalîlâkalîlen20. Düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlar. Düşman birlikleri bir daha gelecek olsa, isterler ki, çölde bedevilerin arasında bulunsunlar da size dair haberleri gidip gelenlerden sorsunlar. İçinizde bulunsalardı da pek az savaşırlardı. 33/AHZÂB-21 Lekad kâne lekum fî resûlillâhi usvetun hasenetun limen kâne yercûllâhe vel yevmel âhıre ve zekerallâhe kesîrâkesîren21. Andolsun, Allah'ın Resûlünde sizin için; Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı uman, Allah'ı çok zikreden kimseler için güzel bir örnek vardır. 33/AHZÂB-22 Ve lemmâ real mu'minûnel ahzâbe kâlû hâzâ mâ vaadenallâhu ve resûluhu ve sadakallâhu ve resûluhu ve mâ zâdehum illâ îmânen ve teslîmâteslîmen22. Mü'minler, düşman birliklerini görünce, "İşte bu, Allah'ın ve Resûlünün bize vaad ettiği şeydir. Allah ve Resûlü doğru söylemişlerdir" dediler. Bu, onların ancak imanlarını ve teslimiyetlerini artırmıştır. 33/AHZÂB-23 Minel mu'minîne ricâlun sadakû mâ âhedûllahe aleyhaleyhi, fe minhum men kadâ nahbehu ve minhum men yentezırû ve mâ beddelû tebdîlâtebdîlan23. Mü'minlerden öyle adamlar vardır ki, Allah'a verdikleri söze sâdık kaldılar. İçlerinden bir kısmı verdikleri sözü yerine getirmiştir şehit olmuştur. Bir kısmı da şehit olmayı beklemektedir. Verdikleri sözü asla değiştirmemişlerdir. 33/AHZÂB-24 Li yecziyallâhus sâdıkîne bi sıdkıhım ve yuazzibel munâfıkîne in şâe ev yetûbe aleyhim, innallâhe kâne gafûren rahîmârahîmen24. Bunun böyle olması Allah'ın, doğruları, doğrulukları sebebiyle mükâfatlandırması, dilerse münafıklara azap etmesi yahut onların tövbesini kabul etmesi içindir. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. 33/AHZÂB-25 Ve reddallâhullezîne keferû bi gayzıhim lem yenâlû hayrâhayran, ve kefallâhul mu'minînel kıtâl, ve kânallâhu kaviyyen azîzâazîzen25. Allah, inkâr edenleri, hiçbir hayra ulaşmaksızın kin ve öfkeleriyle geri çevirdi. Allah, savaşta mü'minlere kâfi geldi. Allah, kuvvetlidir, mutlak güç sahibidir. 33/AHZÂB-26 Ve enzelellezîne zâherûhum min ehlil kitâbi min sayâsîhım ve kazefe fî kulûbihimur ru'be feriykan taktulûne ve te'sirûne ferîkâferîkan26. Allah, kitap ehlinden olup müşriklere yardım edenleri kalelerinden indirdi ve kalplerine büyük bir korku saldı. Siz onların bir kısmını öldürüyor, bir kısmını da esir ediyordunuz. 33/AHZÂB-27 Ve evresekum ardahum ve diyârehum ve emvâlehum ve ardan lem tetauhâ, ve kânallâhu alâ kulli şey'in kadîrâkadîran27. Allah, sizi onların topraklarına, yurtlarına, mallarına ve henüz ayak basmadığınız topraklara varis kıldı. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir. 33/AHZÂB-28 Yâ eyyuhen nebiyyu kul li ezvâcike in kuntunne turidnel hayâted dunyâ ve ziynetehâ fe teâleyne umetti'kunne ve userrihkunne serâhan cemîlâcemîlen28. Ey Peygamber! Hanımlarına de ki "Eğer dünya hayatını ve onun süsünü istiyorsanız, gelin size mut'a vereyim ve sizi güzelce bırakayım." 33/AHZÂB-29 Ve in kuntunne turidnallâhe ve resûlehu veddârel'âhırete fe innallâhe eadde lil muhsinâti minkunne ecren azîmâazîmen29. "Eğer Allah'ı, Resûlünü ve ahiret yurdunu istiyorsanız, bilin ki Allah içinizden iyilik yapanlara büyük bir mükâfat hazırlamıştır." 33/AHZÂB-30 Yâ nisâen nebiyyi men ye'ti min kunne bi fâhışetin mubeyyinetin yudâ'af lehel'azâbu dı'feyndı'feyni, ve kâne zâlike alâllâhi yesîrâyesîran30. Ey Peygamber'in hanımları! İçinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa, onun cezası iki kat verilir. Bu, Allah'a göre kolaydır. 33/AHZÂB-31 Ve men yaknut min kunne lillâhi ve resûlihi ve ta'mel sâlihan nu'tihâ ecrehâ merreteyni ve a'tednâ lehâ rızkan kerîmâkerîmen31. İçinizden kim Allah'a ve Resûlüne itaat eder ve salih bir amel işlerse, ona mükâfatını iki kat veririz. Biz, ona bereketli bir rızık hazırlamışızdır. 33/AHZÂB-32 Yâ nisâen nebiyyi lestunne ke ehadin minen nisai inittekaytunne fe lâ tahda'ne bil kavli fe yatmaallezî fî kalbihî maradun ve kulne kavlen ma'rûfâma'rûfen32. Ey Peygamber'in hanımları! Siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. Eğer Allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız erkeklerle konuşurken sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık kötü niyet olan kimse ümide kapılmasın. Güzel ve doğru söz söyleyin. 33/AHZÂB-33 Ve karne fî buyûtikunne ve lâ teberrecne teberrucel câhiliyyetil ûlâ ve ekımnes salâte ve âtînez zekâte ve atı'nallâhe ve resûlehresûlehu, innemâ yurîdullâhu li yuzhibe ankumur ricse ehlel beyti ve yutahhirekum tathîrâtathîran33. Evlerinizde oturun. Önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. Namazı kılın, zekâtı verin. Allah'a ve Resûlüne itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! Allah, sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor. 33/AHZÂB-34 Vezkurne mâ yutlâ fî buyûtikunne min âyâtillâhi vel hikmehhikmeti, innallâhe kâne latîfen habîrâhabîren34. Siz evlerinizde okunan Allah'ın âyetlerini ve hikmeti hatırlayın. Şüphesiz Allah en gizli şeyi bilendir, hakkıyla haberdardır. 33/AHZÂB-35 İnnel muslimîne vel muslimâti vel mu'minîne vel mu'minâti vel kânitîne vel kânitâti ves sâdikîne ves sâdikâti ves sâbirîne ves sâbirâti vel hâşiîne vel hâşiâti vel mutesaddikîne vel mutesaddikâti ves sâimîne ves sâimâti vel hâfızîne furûcehum vel hâfızâti vez zâkirînallâhe kesîren vez zâkirâti eaddallâhu lehum magfireten ve ecren azîmâazîmen35. Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkâr erkeklerle itaatkâr kadınlar, doğru erkeklerle doğru kadınlar, sabreden erkeklerle sabreden kadınlar, Allah'a derinden saygı duyan erkekler, Allah'a derinden saygı duyan kadınlar, sadaka veren erkeklerle sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkeklerle oruç tutan kadınlar, namuslarını koruyan erkeklerle namuslarını koruyan kadınlar, Allah'ı çokça anan erkeklerle çokça anan kadınlar var ya, işte onlar için Allah bağışlanma ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır. 33/AHZÂB-36 Ve mâ kâne li mu'minin ve lâ mu'minetin izâ kadallâhu ve resûluhu emren en yekûne lehumul hıyeretu min emrihim, ve men ya'sıllâhe ve resûlehu fe kad dalle dalâlen mubînâmubînen36. Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdikleri zaman, hiçbir mü'min erkek ve hiçbir mü'min kadın için kendi işleri konusunda tercih kullanma hakları yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, şüphesiz ki o apaçık bir şekilde sapmıştır. 33/AHZÂB-37 Ve iz tekûlu lillezî en'amallâhu aleyhi ve en'amte aleyhi emsik aleyke zevceke vettekıllâh ve tuhfî fî nefsike mallâhu mubdîhi ve tahşen nâsnâse, vallâhu ehakku en tahşâhtahşâhu, fe lemmâ kadâ zeydun minhâ vetaran zevvecnâ kehâ likey lâ yekûne alel mu'minîne haracun fî ezvâci ed'ıyâihim izâ kadav min hunne vetarâvetaran, ve kâne emrullâhi mef'ûlâmef'ûlen37. Hani sen Allah'ın kendisine nimet verdiği, senin de azat etmek suretiyle iyilikte bulunduğun kimseye, "Eşini nikâhında tut onu boşama ve Allah'tan sakın" diyordun. İçinde, Allah'ın ortaya çıkaracağı bir şeyi gizliyor ve insanlardan çekiniyordun. Oysa kendisinden çekinmene Allah daha lâyıktı. Zeyd, eşinden yana isteğini yerine getirince eşini boşayınca, onu seninle evlendirdik ki, eşlerinden yana isteklerini yerine getirdiklerinde onları boşadıklarında, evlatlıklarının eşleriyle evlenmeleri konusunda mü'minlere bir zorluk olmasın. Allah'ın emri mutlaka yerine getirilmiştir. 33/AHZÂB-38 Mâ kâne alen nebiyyi min harecin fîmâ faradallâhu leh, sunnetallâhi fîllezîne halev min kablkablu, ve kâne emrullâhi kaderen makdûrâmakdûran38. Allah'ın, kendisine farz kıldığı şeyleri yerine getirmesi konusunda peygambere bir darlık yoktur. Daha önce gelip geçen peygamberler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın emri, kesinleşmiş bir hükümdür. 33/AHZÂB-39 Ellezîne yubelligûne risâlâtillâhi ve yahşevnehu ve lâ yahşevne ehaden illallâhillallâhe, ve kefâ billâhi hasîbâhasîban39. Daha önce gelip geçen o peygamberler, Allah'ın vahiylerini tebliğ eden, Allah'tan korkan, başka hiç kimseden korkmayan kimselerdir. Allah, hesap görücü olarak yeter. 33/AHZÂB-40 Mâ kâne muhammedun ebâ ehadin min ricâlikum, ve lâkin resûlallâhi ve hâtemen nebiyyinnebiyyine, ve kânallâhu bi kulli şey'in alîmâalîmen40. Muhammed, sizin erkeklerinizden hiçbirinin babası değildir. Fakat o, Allah'ın Resûlü ve nebîlerin sonuncusudur. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir. 33/AHZÂB-41 Yâ eyyuhellezîne âmenûzkûrullâhe zikren kesîrâkesîran41. Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. 33/AHZÂB-42 Ve sebbihûhu bukreten ve asîlâasîlen42. O'nu sabah akşam tespih edin. 33/AHZÂB-43 Huvellezî yusallî aleykum ve melâiketuhu li yuhricekum minez zulumâti ilen nûr, ve kâne bil mu'minîne rahîmârahîmen43. O, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size merhamet eden; melekleri de sizin için bağışlanma dileyendir. Allah, mü'minlere çok merhamet edendir. 33/AHZÂB-44 Tehiyyetuhum yevme yelkavnehu selâmselâmun, ve eadde lehum ecren kerîmâkerîmen44. Allah'a kavuşacakları gün mü'minlere yönelik esenlik dileği "Selâm"dır. Allah, onlara bol bir mükâfat hazırlamıştır. 33/AHZÂB-45,46 Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrânezîren.Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâmunîren45,46. Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 33/AHZÂB-47 Ve beşşiril mu'minîne bi enne lehum minallâhi fadlen kebîrâkebîren47. Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 33/AHZÂB-45,46 Yâ eyyuhen nebiyyu innâ erselnâke şâhiden ve mubeşşiren ve nezîrânezîren.Ve dâîyen ilâllâhi bi iznihî ve sirâcen munîrâmunîren45,46. Ey Peygamber! Biz seni bir şahit, bir müjdeleyici, bir uyarıcı; Allah'ın izniyle kendi yoluna çağıran bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak gönderdik. 33/AHZÂB-47 Ve beşşiril mu'minîne bi enne lehum minallâhi fadlen kebîrâkebîren47. Mü'minlere kendileri için Allah'tan büyük bir lütuf olduğunu müjdele. 33/AHZÂB-48 Ve lâ tutııl kâfirîne vel munâfikîne veda'ezâhum ve tevekkel alâllâhalâllâhi, ve kefâ billâhi vekîlâvekîlen48. Kâfirlere ve münafıklara itaat etme! Onların eziyetlerine aldırma ve Allah'a tevekkül et. Vekil olarak Allah yeter. 33/AHZÂB-49 Yâ eyyuhellezîne âmenû izâ nekahtumul mu'minâti summe tallaktumûhunne min kabli en temessûhunne fe mâ lekum aleyhinne min iddetin ta'teddûnehâ, fe mettiûhunne ve serrihûhunne serâhan cemîlâcemîlen49. Ey iman edenler! Mü'min kadınları nikâhlayıp, sonra onlara dokunmadan cinsel ilişkide bulunmadan kendilerini boşadığınızda, onlar üzerinde sizin sayacağınız bir iddet hakkınız yoktur. Bu durumda onlara mut'a verin ve kendilerini güzel bir şekilde bırakın. 33/AHZÂB-50 Yâ eyyuhen nebiyyu innâ ahlelnâ leke ezvâcekelletî âteyte ucûrehunne ve mâ meleket yemînuke mimmâ efâallâhu aleyke ve benâti ammike ve benâti ammâtike ve benâti hâlike ve benâti halâtikellâtî hâcerne meâkmeâke, vemreeten mu'mineten in vehebet nefsehâ lin nebiyyi in erâden nebiyyu en yestenkihahâ hâlisaten leke min dûnil mu'minînmu'minîne, kad alimnâ mâ faradnâ aleyhim fî ezvâcihim ve mâ meleket eymânuhum li keylâ yekûne aleyke haracharacun, ve kânallâhu gafûran rahîmârahîmen50. Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü'minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber'e bağışlayan, Peygamber'in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü'min kadını da sana helâl kıldık. Mü'minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 33/AHZÂB-51 Turcî men teşâu minhunne ve tu'vî ileyke men teşâu, ve menibtegayte mimmen azelte fe lâ cunâha aleykaleyke, zâlike ednâ en tekarre a'yunuhunne ve lâ yahzenne ve yerdayne bimâ âteytehunne kulluhunnkulluhunne, vallâhu ya'lemu mâ fî kulûbikum ve kânallâhu alîmen halîmâ51. Ey Muhammed! Bunlardan hanımlarından dilediğini geri bırakırsın, dilediğini yanına alırsın. Uzak durduklarından dilediklerini yanına almanda da sana bir günah yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olması, üzülmemeleri ve hepsinin de kendilerine verdiğine razı olmaları için daha uygundur. Allah, kalplerinizdekini bilir. Allah, hakkıyla bilendir, halîmdir. Hemen cezalandırmaz, mühlet verir. 33/AHZÂB-52 Lâ yahıllu leken nisâu min ba'du ve lâ en tebeddele bihinne min ezvâcin ve lev a'cebeke husnuhunne illâ mâ meleket yemînukyemînuke, ve kânallâhu alâ kulli şey'in rakîbârakîben52. Bundan sonra, güzellikleri hoşuna gitse bile başka kadınlarla evlenmek, eşlerini boşayıp başka eşler almak sana helâl değildir. Ancak sahip olduğun cariyeler başka. Şüphesiz Allah, her şeyi gözetleyendir. 33/AHZÂB-53 Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tedhulû buyûten nebiyyi illâ en yu'zene lekum ilâ taâmin gayre nâzırîne inâhu ve lâkin izâ duîtum fedhulû fe izâ taimtum fenteşirû ve lâ muste'nisîne li hadîshadîsin, inne zâlikum kâne yu'zîn nebiyye fe yestahyî minkum vallâhu lâ yestahyî minel hakkhakkı, ve izâ seeltumûhunne metâan fes'elûhunne min verâi hıcâbhıcâbin, zâlikum atharu li kulûbikum ve kulûbihinnkulûbihinne, ve mâ kâne lekum en tu'zû resûlallâhi ve lâ en tenkihû ezvâcehu min ba'dihî ebedâebeden, inne zâlikum kâne indallâhi azîmâazîmen53. Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin vakitli vakitsiz Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber'i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah'ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır. 33/AHZÂB-54 İn tubdû şey'en ev tuhfûhu fe innallâhe kâne bi kulli şey'in alîmâ54. Siz bir şeyi açığa vursanız da gizleseniz de, biliniz ki Allah her şeyi hakkıyla bilendir. 33/AHZÂB-55 Lâ cunâha aleyhinne fî âbâihinne ve lâ ebnâihinne ve lâ ihvânihinne ve lâ ebnâi ihvânihinne ve lâ ebnâi ehavâtihinne ve lâ nisâihinne ve lâ mâ meleket eymânuhuneymânuhunne, vettekînallâhvettekînallâhe, innallâhe kâne alâ kulli şey'in şehîdâşehîden55. Peygamberin hanımlarına, babalarından, oğullarından, erkek kardeşlerinden, erkek kardeşlerinin oğullarından, kız kardeşlerinin oğullarından, mü'min kadınlardan ve sahip oldukları cariyelerden ötürü bir günah yoktur. Ey Peygamber hanımları! Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, her şeye hakkıyla şahittir. 33/AHZÂB-56 İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhellezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâteslîmen56. Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salât ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona salât edin, selâm edin. 33/AHZÂB-57 İnnellezîne yu'zûnallâhe ve resûlehu leanehumullâhu fîd dunyâ vel âhıreti ve eadde lehum azâben muhînâmuhînen57. Şüphesiz Allah ve Resûlünü incitenlere, Allah dünya ve ahirette lânet etmiş ve onlara aşağılayıcı bir azap hazırlamıştır. 33/AHZÂB-58 Vellezîne yu'zûnel mu'minîne vel mu'minâti bi gayri mektesebû fe kadihtemelû buhtânen ve ismen mubînâmubînen58. Mü'min erkekleri ve mü'min kadınları işlemedikleri şeyler yüzünden incitenler, bir iftira ve apaçık bir günah yüklenmişlerdir. 33/AHZÂB-59 Yâ eyyuhen nebîyyu kul li ezvâcike ve benâtike ve nisâil mu'minîne yudnîne aleyhinne min celâbîbihinncelâbîbihinne, zâlike ednâ en yu'refne fe lâ yu'zeynyu'zeyne ve kânallâhu gafûren rahîmârahîmen59. Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü'minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir. 33/AHZÂB-60 Le in lem yentehil munâfikûne vellezîne fî kulûbihim maradun vel murcifûne fîl medîneti le nugriyenneke bihim summe lâ yucâvirûneke fîhâ illâ kalîlâkalîlen.Mel'ûnînmel'ûnîne, eyne mâ sukıfû uhızû ve kuttılû taktîlâtaktîlen60,61. Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar tuttukları yoldan vazgeçmezlerse, elbette seni onların üzerine gitmeye teşvik edeceğiz. Onlar da bundan sonra orada lânete uğramış kimseler olarak seninle pek az süre komşu kalacaklardır. Nerede bulunurlarsa, yakalanırlar ve yaman bir şekilde öldürülürler. 33/AHZÂB-62 Sunnetallâhi fîllezîne halev min kablkablu, ve len tecide li sunnetillâhi tebdîlâtebdîlen62. Daha önce gelip geçenler hakkında da Allah'ın kanunu böyledir. Allah'ın kanununda asla değişme bulamazsın. 33/AHZÂB-63 Yes'eluken nâsu anis sâahsâati, kul innemâ ilmuhâ indallâhindallâhi, ve mâ yudrîke lealles sâate tekûnu karîbâkarîben63. İnsanlar sana kıyametin vaktini soruyorlar. De ki "Onun ilmi ancak Allah katındadır." Ne bilirsin, belki de kıyamet yakında gerçekleşir. 33/AHZÂB-64 İnnallâhe leanel kâfirîne ve eadde lehum saîrâsaîren64. Şüphesiz Allah, kâfirlere lânet etmiş ve onlara alevli bir ateş hazırlamıştır. 33/AHZÂB-65 Hâlidîne fîhâ ebedâebeden, lâ yecidûne veliyyen ve lâ nasîrânasîren65. Onlar, orada ebedî olarak kalacaklardır. Hiçbir dost, hiçbir yardımcı bulamayacaklardır. 33/AHZÂB-66 Yevme tukallebu vucûhuhum fîn nâri yekûlûne yâ leytenâ eta'nâllâhe ve eta'ner resûlâresûlen66. Yüzlerinin ateşte bir yandan bir yana döndürüleceği gün, "Keşke Allah'a ve Resûl'e itaat edeydik" diyecekler. 33/AHZÂB-67 Ve kâlû rabbenâ innâ ata'nâ sâdetenâ ve kuberâenâ fe edallûnes sebîlsebîlâ67. Yine şöyle diyecekler "Ey Rabbimiz! Biz önderlerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yoldan saptırdılar." 33/AHZÂB-68 Rabbenâ âtihim dı'feyni minel azâbi vel anhum la'nen kebîrâkebîren68. "Ey Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânete uğrat." 33/AHZÂB-69 Yâ eyyuhellezîne âmenû lâ tekûnû kellezîne âzev mûsâ fe berreehullâhu mimmâ kâlû, ve kâne indallâhi vecîhâvecîhen69. Ey iman edenler! Siz Mûsâ'ya eziyet eden kimseler gibi olmayın. Nihayet Allah onu onların dediklerinden temize çıkarmıştı. Mûsâ, Allah katında itibarlı bir kimse idi. 33/AHZÂB-70,71 Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe ve kûlû kavlen sedîdâsedîden.Yuslıh lekum a'mâlekum ve yagfir lekum zunûbekum, ve men yutıillâhe ve resûlehu fe kad fâze fevzen azîmâazîmen70,71. Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 33/AHZÂB-70,71 Yâ eyyuhellezîne âmenûttekullâhe ve kûlû kavlen sedîdâsedîden.Yuslıh lekum a'mâlekum ve yagfir lekum zunûbekum, ve men yutıillâhe ve resûlehu fe kad fâze fevzen azîmâazîmen70,71. Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve doğru söz söyleyin ki, Allah sizin işlerinizi düzeltsin ve günahlarınızı bağışlasın. Kim Allah'a ve Resûlüne itaat ederse, muhakkak büyük bir başarıya ulaşmıştır. 33/AHZÂB-72 İnnâ aradnel emânete ales semâvâti vel ardı vel cibâli fe ebeyne en yahmilnehâ ve eşfakne minhâ ve hamelehal insâninsânu, innehu kâne zalûmen cehûlâcehûlen72. Şüphesiz biz emaneti göklere, yere ve dağlara teklif ettik de onlar onu yüklenmek istemediler, ondan çekindiler. Onu insan yüklendi. Çünkü o çok zalimdir, çok cahildir. 33/AHZÂB-73 Li yuazziballâhul munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâti ve yetûballâhu alel mu'minîne vel mu'minâtmu'minâti, ve kânallâhu gafûren rahîmârahîmen73. Allah, münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah'a ortak koşan erkeklere ve Allah'a ortak koşan kadınlara azap etmek; mü'min erkeklerin ve mü'min kadınların da tövbelerini kabul etmek için insana emaneti yüklemiştir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
SURELERİN FAZİLETİ...FATİHA sûresini vird ederek devam eylerse, Cenabı-Mevlâ o kimsenin dünya ve âhiret bütün maksudunu bahşeder ve o kimseyi bütün âfetlerden muhafaza ümit kestikleri herhangi bir hasta için yazılır ve suyu içilirse, Allah'u teâlâ'nın lûtfu ile şifâ yâb olur. 2 BAKARA sûresini okuyan kimseye, aslâ şeamet, büyü ve sihir tesir etmez, Hak celle ve âlâ kendisini bunlardan muhafaza buyurur. 3 AL-i-İMRAN sûresini, her kim üç defa okursa Hak Teâlâ ümit etmediği yerden mal verir ve zengin eder. Kul borcundan da kurtarır. 4 NİSA sûresini, erkek veya kadın her kim okursa, Hak Teâlâ karı-kocanın aralarına ıslâh eder, dirlik düzenlik ihsan ve inayet eyler. 5 MA'İDE sûresini, kırk defa okuyan kimseye, Allah'u Teâlâ bol rızk, mal ve makam ihsan buyurur. 11 HûD sûresini, her kim üç kere okursa haceti reva ve denizde boğulmaktan Allah''u Teâlâ''nın lûtfu ile emin olur. 12 YUSUF sûresini,her kim okursa Allah''u Teâlâ’nın lûtfu ile hasretine kavuşur ve bütün mahlûkatın gözüne şirin görünür. 13 RA''D sûresini, her kim okursa çocuklarını görünmeyen kuvvetlerin şerrinden Allah''u Teâlâ hıfzeder ve ağlayan çocuğa okunsa derhal okuyan gerekse çocukları yıldırım ve şimşekten hıfz olunurlar. 14 İBRAHİM sûresini, her kim yedi kere okusa, Hak Teâlâ okuyanın düşmanlarına fırsat vermez, ana ve babasının rızasında bulundurur. 15 HICR sûresini, üç kere okuyan kimse alış-verişinde bereket bulur. 16 NAHL sûresini, her kim yüz kere okursa düşmanı zafer bulamaz ve Allah''u Teâlâ''nın keremi ile her türlü maksuduna nail olur. 17 İSRA sûresini, yedi kere okuyanlar;gammazların, hasetçilerin şerlerinden emin olurlar,Hak Teâlâ düşmanlarına fırsat vermez.Yazılarak suyu küçük çocuklara içirilirse,dilleri açılır . 18 KEHF sûresini,her kim Cuma günü bir kere okursa,ertesi Cuma gününe kadar bütün kazalardan,belâlardan Hak Teâlâ kendisini korur, âhir zaman fitnesinden, Deccal''dan ve şerlerinden emin olur, sıhhat ve âfiyet ihsan buyurur. 19 MERYEM süresini, her kim kırk bir kere okursa, Hak rızklar ihsan buyurur ve yoksulluktan kurtulur. 20 TA-HA süresini,her kim yirmi bir kere okursa, evde kalan kız evladına kısmet çıkar, Salih bir er nasip olur. 21 ENBİYA süresini, her kim yetmiş kere okursa , gizli kokulardan kurtulur, okumağa devam ederse Hak Teala kendisine Salih çocuk ihsan buyurur. 22 HAC süresini her kim devamlı olarak okursa ,kıyamet korkusundan emin olur ve ölümü de asan olur. 23 MÜ’MİNÜN süresini, her kim devamlı okursa, Hak Teala kendisine salah-ı hal ,tövbe tevfik ve müyesser eyler . 24 NUR süresini , her kim daima okursa Hak Teala kalbin de imanını muhkem kılar ve şeytanın vesvesesinden halas eder. 25 FURKAN süresini her kim yedi kere okursa , Hak Teala o kulunun düşman şerrinden emin eder ve fena yerlere gitmekten korur 26 ŞU ARA süresini , yedi kere okuyan kimseye , Hak Teala bütün mahlukatı muhabbet ettirir ve hepsi ile hoş-hal olur. 27 NEML süresini ,her kim daima okursa ,Hak Teala o kimseyi zalimlerin şerlerinden hıfz eder. 2 KASAS sûresini, yedi defa okuyan kimseyi, Hak Teala büyük bir kazadan ve büyük düşmandan emin kılar . 29 ANKEBUT süresini, her kim yazarak suyunu içerse , Allah’ın keremiyle unutkanlığı gider ve kuvve-i hafızası sıhhate kavuşur. 30 RUM süresini , harp zamanında zafer niyetiyle üç kere okursa, İslam askerini nüsret-i ilhi yetişir ve düşmanı mağlup eder. 31 LOKMAN süresini , yedi kere okuyan kimsenin maddi ve manevi hastalığı ve karın ağrısı ve benzeri iletlerine Allah şifa ihsan eder. 32 SECDE süresini , yazarak bir şişeye koysa ve şişenin ağzını sıkıca kapattıktan sonra evin bir tarafına gömse , o ev ateşten korunur ve her türlü düşman şerrinden emin olur. 33 AHZAP süresini, kırk bir kere okuyanın işi ticaret ve kazancı bol olur,Hak Teala bütün müşküllerini kolaylaştır ve kendisine bereketini ihsan buyurur. 34 SEBE süresini ,yedmiş kere okuyan kimsenin büyük yanındaki karışık hacetini , Hak Teala giderir. 35 FATIR süresini, her kim okursa görünmeyen kuvvetlerin , şeytanların ve insan şeytanlarının şerlerinden emin olur, Hak Teala bu sûreye devam edenlerin ömürlerine bereket verir. 36 YA-SİN süresini , yetmiş kere okuyan kimsenin mutlak hacetleri reva olur. Ölen kimsenin , yıkandıktan sonra yanında kıraat edilse, kabrinde defni sırasında da okunsa, o cenazeye sayılarını ancak Allah’u Teala’ın bileceği rahmet melekleri tabii olurlar ve o meyyitin suali asan olur, kabir azabından emin olur. Eğer , yazılarak suyu içilse, Hak Teala o kimsenin gönlüne öyle bir nur ihsan buyur ki , bu nur ile gamı , gasaveti ve bütün endişeleri zayil olur ve sıkıntılarından kurtulur. Akşam–sabah okunması vird edinilse dünya fakirliğinden kurtulur, ahiret azabından emin olur ve kendisine cennette yüksek bir makam ihsan buyurulur. Zira, resul aleyhisselam “Her şeyin kalbi vardır. Kur’anı azamin kalbide Ya-sin’i Şeriftir.” buyurmuştur. Ey yaranlar Yasin suresini çokça okuyun, feyzini ve bereketini görürsünüz. 37 SAFFAT süresini her kim yedi kere okursa kendisine rızk bereketi ihsan buyurulur. 38 SAD süresini okumaya devam eden şeytanın ve insan şeytanların şerlerinden emin olur. 39 ZÜMER süresini okumaya devam eden kimse, hak katında aziz olur ve Kerem-i İlahiye nail olur. 40 MÜ’MİN Suresi yedi kere okuyan kimsenin istek ve hacetini Hak Teala reva kılar. 41 FUSSİLET süresini , bir kere okuyan kimse hırsız, yankesici ve eşkıya şerrinden emin olur. 42 ŞURA süresini , otuz üç kere okuyan kimseyi, Allah celle düşman korkusundan emin kılar. 43 ZUHRUF süresini, okuyan kimsenin gönlüne şeytan vesvesesi yol bulmaz. 44 DUHAN süresini, devamlı olarak okuyan kimselere, bütün halk muhabbet eder. 45 CASİYYE süresini, sefere çıkan bir kimse, kırk kere okursa , seferi mübarek olur, selametle vatanına avdet eder. 46 AHKAF süresini, bir kimse yazarak sandığı veya dolabı içerisine koysa, Hak Teala kumaşlarını güve denilen hayvanın yemesinden hıfzeder. 47 Muhammed süresini, harp vaktinde her gün kırk bir kere okurlarsa , Allah’u Teala İslam askerlerine nusret , muvaffakiyet ve selamet ihsan buyurur, düşmanlar ise kahr-ü perişan olur. 48 FETH süresini, kırk bir kere okuyan kişinin işlerini Hak Teala feth-i asan buyurur. Harp vaktinde , her gün Muhammed süresi ile birlikte okunsa , düşman harp meydanından firar eder. istiklal savaşı sırasında , Sakarya meydan muharebelerinde, tabur imamı merhum gazi Naci Efendi , harbin en kritik bir anında bu iki mübarek süreyi, askerler arsında bulunan hafızlara okutmuş ve bi-nusretillahi teala düşman harp meydanından münhezim ve perişan bir halde mağlup olarak firar etmiştir. O günden sonra da, hiçbir tarafta tutunamayarak İzmir den denize dökülmüşlerdir. Hadiseyi, merhum Naci Efendiden bizzat dinlemiş bulunuyorum. Rahmetullahi aleyhi vasi a.. 49 HUCURAT süresini, derdine derman bulamayan kimse , yedi kere okuyacak olursa, Allah celle o kulunun derdine derman verir ve kendisini sıhhatine kavuşturur. 50 KAF süresini her Cuma gecesi üç kere okuyan kimsenin gözü nurlanır, görme hassası asla azalmaz, daima gözü ayrın ve mesrur olur. 51 ZARİYAT süresini, kıtlık vaktinde yetmiş kere okusalar , Hak Teala lutfü ile kıtlığı giderir, bolluk ve ucuzluk verir , bütün ekinler bereketli olur. 52 TUR süresini , üç kere hastaya okusalar, Allah’u teala sohbetini iade eder. Geçimsiz eşlere okusalar, karı- koca arasında ülfet ve muhabbet ihsan eder. 53 NECM süresini , yirmi bir kere okuyan , matlup ve maksuduna nail olur. 54 KAMER süresini okuyan, korktuğundan emin olur, korktuğu kimsenin şerrinden kurtulur. 55 RAHMAN süresini okuyanın, gönlü mesrur olur, evinde ve ticaretinde bereket olur. 56 VAKI’A süresini okuyanı, Allah celle zengin ve bay eyler. Namerde muhtaç kalmaz. Kendisine ululuk ihsan buyurur. Dünya zenginliği isteyenler, bu süre-i celileyi her gün akşam ile yatsı arasında okumağa devam etsinler. Yakın bir zamanda faydasını görürler. 57 HADİD süresini, yetmiş kere okuyanın işi açılır, gücü artar sıkıntılardan halas olur. 58 MÜCADELE süresini, bir kimse bir avuç toprak üzerine üç kez okursa ve düşmanı üzerine saçsa bi-iznillah düşmanı münhezim olur. 59 HAŞR süresini , hacet için üç kere okuyanın ne muradı varsa Hak teala acilen verir. 60 MÜMTEHİNE süresini, vird ederek daima okuyanın gönlündeki nifakı, Allah celle giderir. 61 SAF süresini , üç kere okuyarak üstüne üfürene düşman zafer bulamaz. 62 CUM’A süresini , dargın olan karı-kocaların aralarını bulmak için ıslahları niyetine beş kere okurlarsa, karı-koca barışır ve birbirlerine muhabbet ederler. 63 MÜNAFIKUN süresini, yüz kere okuyan kimse, gammaz ve hasetçilerin dillerinden emin olur. 64 TEGABUN süresini, yedi kere okuyanın, saklandığı eşyayı Hak teala hıfzeder. 65 TALAK süresini , yedi kere okuyan avrat şerrinden emin olur, borçlu ise borcundan kurtulur, ummadığı yerden zengin olur. 66 TAHRİM süresini, karı-kocanın iyi geçinmeleri için okurlarsa , maksatların nail olurlar. 67 MÜLK süresini, yedi kere okuyan belalardan emin olur, kaybettiği şeyi bulur. Akşam-sabah devam eden kabir azabından kurtulur, kabir suallerine cevabı asan olur. 68 KALEM süresini, on kere okuyanın , haceti reva olur ve isabeti ayndan göz değmesi Hak teala kendisini korur. 69 HAKKA süresini , okuyanın düşmanı defolur ve düşman şerrinden kurtulur. 70 ME ARİÇ süresini , on kere okuyan kimse kıyamet korkularından emin olur. 71 NUH süresini, bir kere okuyanın düşmanı red ve def olur. 72 CİN süresini, yedi kere okuyan kimse nazarlardan , cin ve şeytan şerrinden , fena sözlerden emin olur. Küçük çocuklarda, her türlü kötü hallerden ÜMMÜ SIBYAN denilen manevi hastalıktan korunur. 73 MÜZEMMİL süresini, korkak çocuk üzerine okurlarsa, korkusu zail olur. 74 MÜDESSİR süresini, okuyan bütün fenalıklardan emin olur. 75 KIYAME süresini okuyan ve devam eden kişi, kıyamet zorluklarından kurtulur. 76 DEHR süresini , yedi kere okuyan kimse bilcümle şerlerden emin olur, Ehl-i bey-t Mustafa’ya komşu ve şefaatlerine nail olur. 77 MÜRSELAT süresini okuyan kimse iftiralardan kurtulur. 7 NEBE süresini, her gün ikindiden sonra okuyan kimse , kabir karanlığı görmez , kabri bu süre-i celilenin nuru ile nurlanır. 79 NAZİAT süresini , devamlı okuyan kimse , ölüm acısı duymaz, son nefesinde canını kolaylıkla Hazreti Melek-ül-Mevte teslim eder. 80 ABESE süresini , bir haceti için üç kere okuyanın bi-avnihi teala haceti reva olur. 81 TEKVİR süresini okuyan cümle mahlükat-ı ilahiyyeye heybetli görünür. 82 İNTİFAR süresini , devamlı okuyan kimse son nefesinde tövbe ve tevfik ile göçer. 83 MUTAFFİFİYN süresini, yedi kere okuyan kimsenin , ticaret ve kazancı bereketli olur. 84 İNŞİKAK süresini, doğumu güç olan kadına doğumu esnasında yazıp suyunu içirirlerse , doğum meşakkatinden halas olur. 85 BÜRUC süresini , yirmi bir kere okuyan kimse , düşman şerrinden halas olur. 86 TARIK süresini , üç kere okuyan kimse , cinlerin , şeytanın , hırsızların ve haram yiyenlerin şerlerinden halas olur. 87 ALA süresini yazarak meyve bahçesine asan kimsenin , bağ ve bahçesine asla zarar gelmez. 88 GAŞİYYE süresini, her kim yel ve diş ağrısı için okursa , bunlardan kısa zamanda kurtulur. 89 FECR süresini, okuyan büyüklerin gazabından emin olur. 90 BELED süresini , bütün manevi hastalıklara ve hassaten göz ağrısına okurlarsa derhal def olur. 91 ŞEMŞ süresini , yirmi bir kere okuyan, bütün korkulardan emin olur. 92 LEYL süresini , yedi kere okuyan , gece veya gündüz bütün kullardan emin olur. 93 DUHA süresini, kırk bir kere okuyanın çalınmış malı eline geçer. 94 İNŞİRAH süresini , yeni elbise giydiği mübarek olur. Saçını ve sakalını tararken okursa asla fakirlik görmez. 95 TIYN süresini, yetmiş kere okuyan ,bütün mahlukatın gözüne güzel görünür. 96 ALAK süresini, büyüklerin huzuruna varacak olan kimse yedi kere okursa haceti verilir ve kendisi mükerrem tutulur. 97 KADR süresini, ramazan gecesi bin kere okuyan , Allah’ı sübhanehu ve tealayı rüyasında görür, pazartesi gecesi beş yüz defa okuyan Nebi ekremi mana aleminde görür ve bağlı işleri fetholur. 98 BEYYİNE süresini okuyan düşman şerrinden emin olur. 99 ZİLZAL süresini, kırk bir kere okuyanın düşmanları münhezim ve perişan olur. 100 ADİYAT süresini okumaya devam eden kimse, isabet-i ayndan yani şer nazardan emin olur. 101 KARİ’A süresini, iki kişinin aralarını ıslah için okurlarsa, sulh ve selamete neticelenir. 102 TEKASÜR süresini, her gün okuyan kabir azabından emin olur. 103 ASR süresini, yetmiş kere okuyanın sıkıntıları def olur. 104 HÜMEZE süresini, yirmi bir kere okuyan gammaz ve hasetçilerin şerlerinden halas olur. 105 FİL süresini, akşam ile yatsı arasında iki yüz elli kere okuyanın düşmanı def olur. 106 KUREYŞ süresini, yedi kere okuyan kimse, kendisine fenalık edebilecek kişinin korkusundan emin olur, yiyecek ve içeceğe okununur ve üflenirse bereketli olur. 107 MAUN süresini, kırk bir kere küçük çocuk üzerine okurlarsa Hak teala o yavruyu afetlerden ve beliyyelerden hıfzeder. 108 KEVSER süresini , bin kere okuyan kimse kevser şarabından Resül-ü Ekremin mübarek elleriyle içmek nasip olur. 109 KAFİRUN süresini , bin kere okuyan düşmanlarına galip gelir. 110 NASR süresini, üç kere okuyanın imanın Hak sübhanehu ve teala şeytanın şerrinden saklar, ahirete iman ile göçer. 111 TEBBET süresini, ben kere okuyan düşmanlarına galip gelir. 112 İHLAS süresini, haksız olarak hapsedilenler için bin kere okurlarsa , Hak teala o kimseyi hapisten halas eder. 113 FELAK süresini, her namaz sonunda üç kere okuyan kimse, semavi belalardan ve dünya kazalarından emin olur. 114 NAS süresini, FELAK ile birlikte her namazın sonunda üç kere okuyan kimse, afat-ı semaviyye ve araziyyeden ve cümle belalardan, hasetçilerin şerlerinden ve gammazların dillerinden, kötü nazardan, büyücülerden ve sihirbazlardan ve hilekarların hile ve mekirlerinden, cin ve şeytanların vesvesesinden korunurlar. 05078181111
Kur’ân-ı kerîmin bir süresi olan Ahkaf süresinin fazileti ve sırları diğer sure ve ayetler gibi özellikleri ve önemi vardır. Kur’an okumanın faziletiyle ilgili bütün rivayetler Kur’an’ın her suresi ve ayeti için yeni nazil oluyormuş gibi tazeliğini ve gençliğini gösteren delillerden biri de Kur’an’ın kırk altıncı suresi olan Ahkaf suresi ve onun ayetleridir. Dünyada hiçbir kitap fazilet ve üstünlük açısından Kur’an-ı Kerim’le eşdeğer olamaz. Onun için kişi Ahkaf sureyi veye ayetleri okuyan kişilere manevi armağanlar verilir. Hz. Ali şöyle demiştir “Ayaktayken namaz da Kuran okuyan bir kimse için her harfe karşılık yüz sevap yazılır. Oturarak namazda Kuran okuyan için, her harfe karşılık elli, namazın dışında abdestli olarak okuyan içinde yirmibeş, ve abdestsiz olarak okuyan için ise on sevap vardır. Geceleyin ibadet etmek daha ewfdaldir. Çünkü o gece kalbin herşeyden boşalmasına daha elverişlidir.’ Kur’ân-ı kerîmin kırk altıncı sûresi. Ahkâf sûresi, Mekke-i mükerremede nâzil olmuştur inmiştir. Otuz beş âyettir. Yirmi birinci âyet-i kerîmede geçen Ahkâf kelimesi sûreye isim olmuştur. Ahkâf, uzun ve yüksek kum yığınları demektir. Sûrede adı geçen Ahkâf, Arabistan’ın güneyinde Umman ile Mehre arasındaki kumluk bölgedir. Bu hususta başka rivâyetler de vardır. Hûd aleyhisselâm, Âd kavminimilletini burada îmâna dâvet etti, çağırdı. Sûrede, Allahü teâlânın birliğinin delilleri, şirkin cenâb-ı Hakk’a ortak koşmanın yanlışlığı bi ldirilmekte, inananların, Allahü teâlâdan korkarak günahlardan sakınanların büyük mükâfâtlara kavuşacakları müjdelenmekte, mü’minlerin, analarına, babalarına iyi davranmakla mükellef yükümlü oldukları, dünyânın fânî, geçici varlığına ve lezzetlerine kapılmanın uygun olmadığı anlatılmakta, Âd kavminin kıssası ve Hûd aleyhisselâma inanmamaları, ona karşı gelmeleri netîcesinde acı bir azabla helak oluşları haber verilmekte ve daha başka konular yer almaktadır. AHKAF SURESİ NEDEN İNDİRİLMİŞTİR? Kelbî’nin yaptığı rivayete göre Mekke’de ashab-ı kiram iyice sıkılmış ve üzülmüşlerdi. Müşriklerin ardı arkası kesilmeyen saldırı ve işkenceleri onlara çok zor günler yaşatıyordu. Bir gün Resûlüllah Efendimiz rüyasında, hurması ve suyu bulunan bir ülkeye hicret ettiğini görmüştü. Bunu arkadaşlarına anlatınca, onlar çok sevindiler; müşriklerin eza ve cefasından kurtulacakları o günü beklediler. Süre gecikince, Peygamber’e baş vurdular ve ne zaman hicret edebileceklerini sordular. Resûlüllah Efendimiz susup cevap vermedi ve derken dokuzuncu âyet indi.» Ebû Bekir Sıddîk henüz on sekiz, Resûlüllah Efendimiz de 20 yaşında bulunuyordu. Birlikte ticarî amaçla Şam’a doğru bir yolculuk yaptılar. Konakladıkları bir yerde sidre ağacının gölgesinde oturuyorlardi. O sırada Ebû Bekir Sıddîk dinî konuda hatırına geien bir meseleyi sormak üzere kalkıp yakın yerdeki manastıra gitti. Rahip ona Şu sidre ağacının gölgesinde oturan kimdir?» diye sordu. Oda Mekkeli Abdullah oğlu Muhammed’dir; Abdülmuttalib’in torunudur» diye cevap verdi. Rahip ona Vallahi o peygamberdir. İsa’dan sonra ağacın altında ondan başka kimse gölgelenmedi. Şüphesiz o son peygamber olacaktır» diyerek yemin etti. Böylece Ebû Bekir Sıddîk’ın kalbine tasdîk ve yakın girdi ve artık Peygamber Efendimizden ayrılmak istemedi. Hz. Peygamber kırk yaşına girip nübüvvet tacını giyince, otuz sekiz yaşında olan Ebû Bekir Ona imân edip tasdîkte bulundu ve kırk yaşına girince de, âyette açıklandığı şekilde duâ etti. Yukarıdaki onbeş ve onaltıncı âyetler bu sebeple indi. Ebû Bekir Sıddîk’in oğlu Abdurrahman, babasıyla birlikte İslama girmeyip ona muhalefet etti ve Üf be ikinize! Benden önce nice kuşaklar gelip geçtiği halde siz beni öldükten sonra dirilip topraktan çıkarılacağımla mı tehdit ediyorsunuz?» diyerek sert çıkışta bulundu. Ebû Bekir ile eşi ona Yazıklar olsun sana! İmân et. Şüphen olmasın ki Allah’ın verdiği söz haktır» diyerek uyarılarını tekrarladılar ve bu hususta Allah’a sığınıp O’nun yardımını dilediler. On yedinci âyet bu sebeple indi. AHKAF SÛRESİ’NİN FAZİLETİ VE YARARLARI Resulullah Sallallahü Aleyhi ve Sellem buyurdu ki “Ahkaf Suresini okuyan kişiye, yeryüzündeki tüm kum tanelerinin sayısının on katı kadar sevap verilir, on katı kadar günahı affedilir ve on katı kadar derecesi yükseltilir.”Ebu Suud Efendi, Ebû Suud Tefsiri İrşâdü Aklis-Selim, 8/90 Bu sureyi okuyu kendi üzerine üflerse inşaallah, cin ve şeytanların şerrinden korunur. Şayet yatmadan önce okuduğunda ve kendine üslendiğinde kötü rüya görmekten korunur. Eşyaların korunması için okunur. Şeyhzâde şöyle der “Ahkaf suresinin 15. ayetini okuyan kişi, Allah’tan üç şey istemiştir. birincisi, Allah’ın kendisini nimete şükretmeye muvaffak kılması. İkincisi, Allah katında makbul itaat yapmaya muvaffak etmesi. Üçüncüsü, soyu içersinde salih kişiler yaratması. İşte bu, insan mutluluğunun doruk noktasıdır.” Ahkaf Suresinin 15. ayeti Yaptığı duanın acilen kabul edilmesini dileyen kişi, duanın kabul olma şartlarını yerine getirdikten sonra ahkaf suresinin 35. ayetini okuyup kalp kırıklığı ve acziyet içersinde dua etmelidir. Yaptığı duanın acilen kabul edilmesini dileyen kişi, duanın kabul olma şartlarını yerine getirdikten sonra ahkaf suresinin 35. ayetini okuyup kalp kırıklığı ve acziyet içersinde dua etmelidir. Bir kimse Ahkâf Sûresi’ni çokça okuyup Cenâb-ı Hak’tan istediğini talep etsin. Muhakkak talebi ihsan edilir ve maksuduna ulaştırılır.
ahzap suresi fazileti ve sırları